النص المفهرس
صفحات 541-555
42884 88 سافى الموصلى يونس بن عبدالله الموصل المخلص بسامى الشاعر المعروف بالأى بكى كان مولوبا أديباً فوضى فى الأ١٠- سبع قصد والف له ٦ ديوان شعره ,٠ الاندلسى ابو الحد بهودا هلاوى الموسوى الاندلس ولد فى الح~ وتوفى بارفى فلسطين فى معه ثلاث واربعين وخمسمائة االحجة والدليل فى نصر الدين الذليل صنف قد دفع الفراخ من بيضه فى ٢١ شهرربيع نهر من شخلفه على برجا معه الفقير اس هل من محمد بن برايم İsmail Paşa'nın el yazısı ve imzası Hadiya al- arifin fi asami al-muallifin va asaru al-musannifin adlı eserinin sonu) Ismail Paşa Ölüm. 1339 1920 : 9 Mukaddime 10 Osmanlilardan 'Abd al - Rahman Bestami ( olm. 858- 1454) yüz ilmi ihtiva eden bir Mavżu'at al- 'ulüm yazmış idi [1]. Yine Osmanlılardan Molla Lutfi (maktul)' nin (ölm.900-1494) dahi Sultan Beyazıd Il.'a ithafen yaz- mış olduğu al-matalib al-İlahiya adlı bir mevzua- tululumu vardır. Bu muellif ile muasır olan Mısırlı Suyuti (ölm. 911 = 1505), yine mevzuatülulûma dair al-nikāya ve bunun şerhi olarak Itmām-al-dirāya namında iki eser yazmıştır. Muhammed Amin b. Sadr al-Din-i Şirvani dahi (ölm. 1036 = 1626) osmanlılardan Sultan Ahmed I.'e ithafen al Fava'id al-Hakaniya namında bir mev- zuatülulâm kitabı vücude getirmiştir. Osmanlılardan Taşköprü-zade diye mâruf olan ‘İşām al-Din Ahmed namındaki değerli âlim (ölm. 968-1560)in 500 kadar ilmi ihtiva eden ve bu ilimlere dair vücude getirilen eserleri ve bunları yazan müel- lifleri bildiren Miftah-al Sa'ada'si vardır ki bu kitap mevzuunun en güzel ve en cami eserlerinden biri- dir. İlmin ve talim-ü taallümün fazilet ve şartlarını bildiren mukaddimelerden sonra kitabın münkasim olduğu altı devhadan birinci devhada; İbn al-Ne- dim'in yaptığı gibi yazı ve yazıya dair ilimlerden bahsetmiştir. İkinci devhada elfaza müteallik ilim- lerden, bu ilimlere dair tedvin edilen kitaplardan ve müellif, şair, aruzcu, münşi, lūgatçi, nahivci, kari ve müverrihlerden ve tarih kitaplarından bahsetmiş- tir. Üçüncü devhada mantık, adab-i ders-i cedel, hilâftan ve bu ilimlerden vücude getirilmiş olan eserlerden bahsetmiştir. Dördüncü devhada hikemî ilimleri, kelâm, mezahip tarihi, tıp, felâhat ve saireyi zikretmiştir. Beşinci devhada ahlâk, tedbir-i menzil ve şer'î ilimlere dair, tefsir ve hadis, kıraat, fıkıh ve saire gibi yazılmış olan kitapları zikretmiştir. Altıncı ve sonuncu devhada tasavvuftan bahsederek kitaba hitam vermiştir. Bu zikrolunan efadıldan sonra gelmiş olan Kâtib Çelebi, bunlardan ilham almış ve eserlerinden istifa- de etmiş ve bu istifadelerinden bazılarını kaşf al-Zu- nün'un muhtelif yerlerinde göstermiştir. Bunlardan Taşköprü-zadenin miftah-al Sa'ada'siyle aynı zaman- da bu muellifin Navādir al-Aļbār fi Manākib al- Ahyar'ından istifadelerini soyliyebiliriz. Bu müellif, Mizan Hal aķķ fi 'htiyār al-Ahak namındaki türkçe risalesinin sonunda: "Halep'te ikamet esnasında sahaf dükkânının kitapları görülüp ilham-i ilâhî ile esma-i kūtüp tahririne şuru' olundu, (s. 128, ilk tabı, 1280) diyerek eserini ilham-ı ilâhiye atfediyorsa da [1] Mühim bir mutasavvıf ve alim olan bu zatın eserleri ve bunların ehemmiyetleri anlaşılmak için kendisinin Nuruosma- niye kütüphanesindeki (nr. 4905) Dürrat-i Tāc al-Rasā'il oaģar- rāt-ı minhac al-vasd'il namındaki risalesi gorulmeli. Henüz lâyıkiyle takdir edilmemiş olan bu mühim şahsiyetin tebarüz ettirilmemiş olmam teessüfe şayandır. bu eserde ilham-ı ilâhî bu müellifin yalnız, kitapların isimlerini huruf-i heca' ile tertip etmesindedir. Kâtib Çelebi'nin hususiyeti buradadır. Kendisinden evvel hiç bir kimse, böyle, kitapları alfabe tertibine koy- muş ve muelliflerinin vefat tarihleriyle eserlerin telif tarihlerini ve baplarını ve fasıllarını ve evvelini söylemiş değildir. Bunda Kaşf al-Zunün an Asāmil- kutub-i va 'l-Funun ismini taşıyan bu esere 15.000 ė yakın kitap ve risale dercedilmiş ve bunda 10.000 kadar da müellif ve şarih ismi zikredilmiştir. 300 den ziyade ilmin de mevzuları bildirilmiştir. Kâtib Çelebi bu kitabı hakkında şöyle söylüyor: „Ve esami-i kutup bu zamana gelince görülup muta- lea olunan tevarih ve tabakat kitaplarından ma- hallerine nakilden gayrı bişahsihi elden geçen kü- tüphanelerin nice bin cilt kitabı ve yirmi senedenberi sahafların akıtıp getirdiği kütüp cümle yerlerine yazı- lıp mevzuatülulûm kitaplarında mestur olan üç yüz- den ziyade fen dahi huruf tertiybiyle mahalline naklo- lundu. Nice mebahis ve mesaili garibe yazıldı ki anınla cümle ulum ve kütübe ilm-i icmali hasıl ola ve buna Kaşf al-Zunun an Asāmil Kütüb-i va 'I-Fünün [1] namı konup sabıka müsveddesin gören ulema beyazını rica ettiklerine binaen harf-i h'ya. varınca cildi evvel beyaz ve ulema-i asra arzolunmoş idi. Pesent ve tahsin ettiler.» (Mizan al-Hakk fi '.htiyār al-Ahak, s. 135-136, 1280, ilk basım). Kâlib Çelebi h harfine kadar beyaz etmiş olduğunu söylediği bu cildi sonradan dal'a kadar tebyiz etmiştir ki bu harften Dürus maddesinde hitam bulan bu beyaz edilmiş kısım bugün Topkapı sara- yındaki Revan köşkü kütüphanesindedir (nr. 2059). Bunun eb'adı 13×32- dir. Buradan aşağısını beyaza çekmeğe ömrü vefa etmiyen Kâtib Çetebi'nin bu eserinin alt tarafı müsvedde halinde kalmış idi ki bu müsvedde dahi, çok şükür, zamanın tahripkâr pençesinden kurtulmuş, Carullah Veliyüddin Efen- di kütüphanesinde mahfuz kalmıştır. Revan kütüp- hanesindeki nushanın bu Dürus maddesinden aşağısı diğer bir kimse tarafından ikmal edilmiş olduğu gibi bu müsveddenin de baştan Dürus maddesine kadar olan kısmı yine diğer bir zat tarafından yazı- larak ikmal edilmiştir. Bu beyaz ve mūsvedde ha- linde bulunan iki yarım nūshadan, Dūrus'a kadar olan kısmı müellif tarafından beyaza çekilmiş ve bundan aşağısı müsvedde halinde kalmış olmak üzere Kâtib Çelebi'nin el yazısiyle tam bir nüsha çıkmaktadır. Veliyüddin Efendi kütüphanesindeki musvedde 1619 numaralı olup 13×39 boyundadır. Bu müsvedde elli ikinci varakadan başlıyarak 222 nci [1] Katib CelebI'nin yazımyle olan ellmizdeki Kaşf al-Za- nān'un müsveddesinin sonunda görüldüğü vechile iptida kendisi bu eserine ( Kitabu temel al-Fusal va 'l-Aboab-ı fl Tartib al-'alam-i va asma' al-kitab) adını vermişti. MUKADDİME Bildiğimize göre muhtelit ilimlere, muhtelif telif ve müelliflere dair inalumat veren ilk kitap, Ibn al- Nedim [1]in Fihrist al - kutub [2] namnındaki eseridir. [1] Tam ismi, Abu'l - Farac Muhammed b. İshak'tır. Kitap satmakla hayatını temin ederdi. Bu, Fihrist namındaki kitabın- dan başka kitab al - Tuşbihat nemında diğer bir eseri de vardır. Yakut'un mu'cam al - adaod'sında görüldüğü üzro Şii-Mutezilî idi. Hicretin 4 üncü avrında yaşamıştı. [2] Âlimleri ve bunlar tarafından vücude getirilmiş kitap- ları, ilimlerin etrafında toplayan bu eser, telif tarihi olan 377 (987) ye kadar arapçaya geçmiş olau ve arapçada mevcut bulu- nan her ilmin teessusunden itibaren geçirmiş oldugu safhaları, bu ilimiere dair yazılmış kitapları ve bu kitapları vucude getir- miş olan muhtelif filimlerin hal tereumelerini ihtiva eder. On makaleye ayrılmış oian bu eser bu makalelerin ihtiva ettiği otuz üç bapta, ilk defa yazı yazmağı ve okumağı öğren- mekle işe başlıyan bir çocuğun yavaş yavaş inkişatı gibi umum beşeriyetin de ilk defa yazı yazmak ve okumak suretiyle harekete gelip tedricen bir çok ilimleri elde ettiğini temsil ettiğinden evvela Arapların ve Araplardan gayrı olan milletlerin muhtelif beca' harflerini ve bunların şekillerini gösterir ve bu şekiilerin ilk defa kimler tarafından tespit edildiğini söyler. Buradan Mus- bafa geçerek bu kitabın ilk defa hangi yazı ile yazıldığımı bunu yazaniardan meşnur olan zatları, tezhip ve teclit eden kimseleri, yazı güzelliği ve çirkinliği ve umumiyetle kitap hakkında söylen- miş sözleri ve şiirleri, kağıt nevilerini, ilk tarinierne insanların yazıyı nelere .yazmış olduklarını, kalem ve kalein açma usulünu, seniadan inen kitaplan ve bunların etrafında muhtelif din ve mezhepiere mensup alimier tarafından vücude getirilmiş eserleri ve Kur'an'ın muhteif okunuşlarını ve bunlardan meşhur olan yedi okunuşu ve year karii zikreder. Birinci makale bu bahısler ile hitam bulduktan sonra Arap gramercilerinin ayrılmış oldukları iki mearesedea (Basra - Kufe) basralıların nahiv ve luyatçilerini, bu mevzularoa eser yazanları ve bu eserieri söyledikten suura Kūfeli nahiv ve lugatçıleri ve bunlar hakkında yazılımış tabamat kitaplarını söyler. Üçüncü mak»lede hükümdariar, müverrihler, hatipler, katip- ler, nedimler, edipler, meşhur aileler, hükümet dairelerinde çalı- şan memurlar, mugarnıler, satranççılar, mudhikler ve umumiyetle bu muhtelif meslekiere mensup zatiarın vücude getirmiş olduk- lan ve bunlara dair başka kimseler tarafından yazıımış kitaplar- dan bahseder. . Dördüncü makaiede şiir ve şairler, bunların ravileri ve bu bapta yazılmış olan eserleri bildirir. Beşinci makalede kelâm ilmini, meşhur kelameliarı ve bunların eserlerini, kelameaların ayrılmış oldukları fırkaları, zahit ve mutasavvıtları ve bunlara dair yazılmış eserleri yazar. Bu kitabın ayrılmış olduğu on makale içinde en çok bap- lara inkısam etmiş (sekiz bap) olan altıncı makale fakihlere tahsis edilmiştir. Evvela Malikiler ve bunların vücude getirmiş olduk- lan kitaplar soylenmiştir. İkinci bapta Hanefiler ve bunların yazmış oldukları kitaplar ve İmam -1 Azam hakkında yazılan eser- Bu eserden sonra muhtelif zatlar tarafından ilimierin enva ve aksamı ve mevzuları hakkında muhtelif kitaplar ve risaleler vücude getirilmiştir. Harezmi (ölm. 387-997) Mefatih al - ‘ulum na- mında bir eser yazarak birinci makalede fıkıh, kelâm, nahiv, kitabet, şiir, aruz ve tarihten, ikinci makelede felsefe, mantık, tıb, hesap, hen- dese, nücum, musiki, hiyel ve kimyadan bahsetmiş ve bütün bu ilimlerin ıstılalılarını ve her hangi bir kelimenin muhtelif ilim zümrelerince hangi manada kullanıldığını söylemiştir. İbni Sina (olm. 428 = 1036) dahi akli ilimlerin aksaınına dair bir eser yazmıştır. Fabr-i Rāzī (olm. 606=1209) Hada'ik al-Anvār fi Hakā'ik al - Asrār namiyle altmış ilimden bâhis bir eser vücude getirmiştir. Ķuțb-ı Şirāzī (ölm. 710-1340) dahi Fil Şah'ın oğlu Debaç için bütün ulûmu ihtiva eden ve Anmazac al-'ulum namiyle de yadedilen Dürrat al- Tāc namında büyük bir eser yazmıştır. Dayvani (ölm. 908-1502) dahi Anmuzac al-'ulūm namında bir eser yazmış ve bunda muhtelif ilimleri tasnif etmiştir. Tasnif-i ulumda bildiğimize göre en eski eser, Farabi ( olm. 339 - 950) nin Ihsa' al- 'ulüm'udur. ler zikredilmiştir. Üçüncü bapta Şafifler, dördüncüde Zahirîler, beşincide Şia, altıncıda Muhaddis Fakihler, yedinci bapta mut- lak muctenit olan Taberî ve bunun ashabından, sonuncu bap olan sekizincide Harieîlerin fakihlerinden ve bütün bu muhtelif Inezhep mensupları tarafından vücude getirilmiş olan kitaplardan bahsedilmiştir. Yedinci makalede ulum - 1 kadime, feylesoflar, tababet tarihi, tabipler, bunların ders programlarına dahil olan on altı kitap ve bu on altı kitaptan hariç kalan diğer tıbbi kitaplar, mühendisler, hesapçılar, musikiciler, müneccimler v. s. zikredil- miştir. Sekizinci makale, hikâyeler, müsamerat ve muhazarata dair eserler ve sihir ve şa'bezeyi ve bu mevzulardaki eserleri muhtevidir. Bu makalede ata binicilik, silah kullanmak ve baytar- lık hakkında da malûmat verilmiştir ve rüya tabiri, yemek pişiril- mesi ve striyat istihsali hususunda yazılmış olan kitaplar söylen- miştir. Dokuzuncu makale Sabie ve Seneviye'ye tahsis edilmiş ve mani hakkında malûmat verilmiştir. Bunu müteakip Brahma mezhebine dair izahlara geçilmiş ve bu baptaki kitaplar söy- lenmiştir. Onuncu ve sonuncu makalede kimyacılar ve bu baptaki kitaplar ve kimya ile uğraşanlar zikredilmiştir. Düşünmüştük ki kültür işlerimizin en mühimlerinden biri de milletimizin, yaşadığı her medeni- yetsafhasında kimden ne alıp kime ne verdiğini tespit etmek ve bunun esaslı bir muhasebesini yap- maktır. Bugün, belki de farkına varmaksızın, hatti en basit hareket ve düşüncelerimizde kendini gösteren, öyle sosyal ve kültürel kıymetler vardır ki bunların kökleri, geçirdiğimiz türlü tarihi de- virlerin derinliklerinde, hakikaten yaşar 'veya yaşıyormuş hissini verir. Bu kıymetlerden bir kısmını doğuran İslâm ilmi ve âlemi, içinde asırlarca hayat sürdüğümüz medeniyet safhalarından biridir. Bu medeniyet, şarkta başlamış, inkişafında Türk dehasının da büyük hissesi bulunmuş ve zaman zaman garba kadar yürüyüp gitmiş bir bümanizma hareketidir. Onun kadrosunu en iyi gösterecek vasıta, yazılı eserlerdir. Keşf-el-zunun ve zeyillerini yeniden gözden geçirmek, toplamak ve basmak teşebbüsü, bir zamanlar mensup olduğumuz medeniyet kıymetlerinin yazılı sahadakilerini tespite yol açmak gayesinin gerçekleşmesi kararından çıktı. Yine düşünmüştük ki yurdumuzda bu irfan varlığının izlerinden hangi eserler kalmıştır; mem- leketimizin her tarafına yayılmış olan kütüphanelerimizde mevcut kitaplar nelerdir, onları da tespit ve neşrederek ilmî ve medenî manasında araştırma yapacak münevverlerimize ve dünya ilmine bunların kataloklarını takdim edelim. Paris Millî Kütüphanesinin, British Museum kitap kısmının ve Berlin Devlet Kütüphanesinin basılmış kitap katalokları serisine bizimkilerini de katmak, bu suretle mümkün olacaktı. Dünya harbinin, bizi de alımıya sevkettiği korunma tedbirleri, bu düşüncemizin bir kısmını tehire sebep olmakla beraber şimdiye kadar kütüphaneler Tasnif Heyetinin sarfettiği emek mahsulü olan türkçe, iranca ve arapça yazma tarih kitaplarının kılavuzları hazırlanmış bulunmaktadır. Bundan başka Topkapı Sarayı Müzesi içinde bulunan kütüphanelerin katoloğuna ait esas hazırlıklar yapılmıştır ve bunlardan Revan kütüphanesinin ilmî tasnife uygun fişleri de neşre- dilebilecek bir şekilde tamamlanmıştır. Bu iki esaslı meseleden birincisi, bugün basılmış ve işlenmiş bir halde ve halledilmiş olarak Cumhuriyet Maarifi eliyle Türk ve dünya ilmine takdim ediliyor. Şark ilminin en mühim bibli- yografik abidesi olan Keşf-el-zunun'un birinci cildinin baskısı bitmiştir; kalan ciltler de hazırlan- mıştır, basılmasına devam ediliyor. Osmanlı devrinde garp ilmine ilk defa temas eden ve bu suretle yeni zihniyetin bizde birinci mümessili sayılması yerinde bir haksayıcılık olan Kâtib Çelebi'den bu yeni baskının ilmî surette tertip, tashih ve tanzimini muvaffakiyetle yapan sayın âlimimiz Pro- fesör Şerefeddin Yaltkaya'ya kadar bu mevzuda şark ve garp ilim adamlarından himmeti geçmiş olan Halepli Hüseyin Abbasî, Vişnezade Mehmet İzzeti Efendi, Arabacılar Şeyhi İbrahim Efendi, Hanifzade Ahmed Tahir Efendi, Şeyhulislam Arif Hikmet Bey, Hekimbaşı Behcet ve Sahaflar Şeyhizade Esad efendiler, Bağdatlı İsmail Paşa, Flügel ve Petis de la Croix, Kilisli Rıfat Bilgeyle ilim ve fazilette her devir için ölmez bir örnek olan İsmail Saib Sencer'in, adlarını burada hür- metle anarak ölenlerini hayır ve minnetle yadetmekte ve hepsine de şükranlarımı sunmakta büyük bir vicdan huzuru duymaktayım. İleride yetişecek âlimlerimizin de, adlarını bu suretle yadettirecek faaliyetlerde bulunmalarını gönülden dilerim. 26 - Temmuz - 1941 Maarif Vokili Hasan - Åll Yücel .... KESF - EL - ZUNUN Birinci cilt KÂTİB ÇELEBİ Elde mevcut yazma ve basms nüshaları ve zeyilleri gözden geçirilerek, müellıfin elyazısiyle olan nüshaya göre fazlaları çıkarılmak, eksikleri tamtamlanmak suretiyle Maarif Vekilliğinin kararı üzerine İstanbul Üniversitesinde Ord. Prof. Şerefettin YALTKAYA ile Lektor Kilislı Rıfat BİLGE tarafından hazırlanmıştır. MAARIF MATBAASI 1941 TÜRK KÜLTÜRÜNÜN BÜYÜK KURUCU VE KORUYUCUSU MİLLİ ŞEF VE REİSİCÜMHUR İSMET İNÖNÜ NÜN YÜCE ADINA SUNULMUŞTUR . - KESF . EL - ZUNUN Birinci cilt